Ana içeriğe atla

Celil Çalış – Toprağın Adamı

GÜNE BAKIYORUZ, Ayçiçeği Sektörü Küresel Arz Dengeleri ve Yerel Üretim Riskleri

Tarım ve Ekonomik Egemenlik İlişkisi

Küresel jeopolitik dengelerin yeniden tanımlandığı bu dönemde, tarımsal üretim artık sadece bir iktisadi ve istihdam faaliyeti değil; savunma sanayii ve enerji güvenliğiyle eş değer, milli egemenliğin asli bir unsurudur. Büyük Önder Atatürk’ün “Milli Ekonominin Temeli Ziraattır” vizyonu, günümüzün “Tarım ve Enerji Yüzyılı” perspektifinde gıda arz güvenliğinin bir “silah” olarak kullanılabileceği gerçeğiyle birleşmektedir.

Ağustos 2024’te yayımlanan “Bitkisel Üretimde Yeni Destekleme Modeli ve Üretim Planlamasına dair kararlar kritik birer adım olsa da 2026 üretim yılı planlamasının bazı temel gıda ürünlerinde “kaçırılmış” bir fırsat penceresi olduğunu görmekteyiz. Bu bağlamda, 2027 hedefleri Türkiye’nin tarımsal arz güvenliği için nihai ve kritik bir eşiktir. Tarımsal üretim zincirindeki herhangi bir kopuş, yalnızca gıda enflasyonunu tetiklemekle kalmayacak, ithalat bağımlılığı üzerinden ekonomik egemenliğimiz üzerinde doğrudan bir baskı mekanizması oluşturacaktır.

Türkiye Ayçiçeği Üretim Panoraması ve Öz Yeterlilik Kaybı

Son on yılda ekiliş alanlarının 550 bin hektardan 900 bin hektara, üretimin ise 1 milyon tondan 2 milyon tona çıkmasıyla sağlanan ivme, son üç yılda yerini tehlikeli bir daralmaya bırakmıştır. ÇKS kayıtlarına göre 2025 yılında 690 bin hektara kadar gerileyen ekiliş alanlarının 2026’da 875 bin hektara çıksa da bu artış arz açığını kapatmakta yetersizdir. En temel risk, üretim alanı artmasına rağmen verimlilik ve planlama hataları nedeniyle öz yeterliliğin %59’dan %35’e gerilemiş olmasıdır.

YılEkiliş Alanı (Bin Ha)Üretim Miktarı (Milyon Ton)Durum Analizi
20218102,20Zirve Seviye
20229012,30Maksimum Rekolte
20239521,90Düşüş Başlangıcı
20246901,35 (Piyasa) / 1,85 (TÜİK)Veri Çelişkisi ve Arz Şoku
20256901,25Kritik Gerileme
2026 (Tahmin)8751,65 TahminiPlanlama Penceresinin Kaçırılması

Piyasa ve resmi veriler arasındaki makasın açılması, finans ve üretim planlaması açısından politika yapıcıların gerçek tabloyu görmesini zorlaştırmaktadır. Yıllık 2 milyon tonluk arz açığı, Türkiye’yi küresel fiyat dalgalanmalarına ve döviz şoklarına karşı savunmasız bırakmaktadır. Yerel üretimdeki bu daralma, küresel pazardaki devasa arz artışlarıyla birleştiğinde yerel üretici için yeni tehditler oluşturmaktadır.

Küresel Arz Dinamikleri ve Rakip Ülkelerin Piyasa Baskısı

2026 yılında dünya ayçiçeği üretiminin 62 milyon tona yükselmesi beklenmektedir. Özellikle ana rakiplerimiz Rusya (20,7 milyon ton) ve Ukrayna’daki (13 milyon ton) agresif üretim artışları, hasat döneminde yerli fiyatlar üzerinde yıkıcı bir baskı oluşturacaktır. Bölgesel tehdit sadece devlerle sınırlı değildir; Romanya (2,5 milyon ton), Bulgaristan (2,2 milyon ton) ve Moldova (950 bin ton) gibi Balkan ülkeleri, üretimlerinin yarısını ihraç ederek Türkiye iç piyasasını doğrudan hedef almaktadır.

Stratejik bir diğer veri ise Arjantin’in durumudur. 2026’da 8 milyon tonluk bir üretime ulaşan Arjantin, devasa nakliye (navlun) maliyetlerine rağmen düşük girdi ve iklim avantajı sayesinde Türkiye pazarına rekabetçi fiyatlarla ilk defa girebilmektedir. Bu durum, Türk çiftçisinin maliyet dezavantajını açıkça ifşa etmektedir. Düşük fiyatlı dış alım bugün bir avantaj gibi görünse de yerel üretim tasfiye edildiğinde fiyatların küresel tedarikçilerce yukarı çekileceği “Stratejik İthalat Tuzağı” kaçınılmazdır.

Küresel rekabetin bu denli sertleştiği bir ortamda, Türk çiftçisinin karşı karşıya kaldığı yapısal maliyet dezavantajları daha görünür hale gelmektedir.

Üretim Maliyetleri ve Rekabet Edebilirlik Analizi

Türk ayçiçeği üreticisi, rakiplerine kıyasla ağır bir maliyet yükü altındadır. Trakya ve Karadeniz haricindeki bölgelerimizde üretim yoğun sulama ve enerji kullanımına bağımlıyken, Rusya ve Ukrayna gibi rakiplerimiz doğal yağış rejimi avantajına sahiptir. Ayrıca, topraklarımızın düşük organik madde yapısı nedeniyle yapılan yoğun gübreleme, döviz bazlı girdi maliyetlerini artırmaktadır.

Sektörel verimliliğin önündeki en büyük engellerden biri ise “sistemik beyan hatalarıdır. Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) verilerinde, desteği düşük olan çerezlik ayçiçeği veya destek dışı ürünlerin “yağlık ayçiçeği” olarak beyan edilmesi, devletin üretim planlamasını manipüle etmekte ve gerçek rekolte tahminlerini saptırmaktadır.

2026 yılında yerinde kontrollerle desteklemeye konu ayçiçeği ekilişleri kontrol altına alınmış ihmal ve yanlış beyanın büyük oranda önüne geçilmiştir. Tüm bu bilgiler dikkate alınarak Tarım Orman Bakanlığı ÇKS kayıtları ile yağlık ayçiçeği ekilişlerinin arazi karşılaştırmasını ve bir an önce sözleşmeli ayçiçeği ekilişlerine başlaması gerekmektedir. Bu maliyet baskısı ve piyasa riskleri, kamunun dış ticaret ve destekleme politikalarında köklü bir değişim yapmasını zorunlu kılmaktadır.

Müdahale ve Koruma Mekanizmaları

Tüketicinin korunması ancak üreticinin korunmasıyla mümkündür. Sürdürülebilir bir arz güvenliği için şu adımlar stratejik öncelik taşımalıdır:

  • Gümrük Vergilerinin Dinamik Yönetimi: Vergiler, Ticaret Bakanlığı’nın genel tarifelerine göre değil, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın arz güvenliği hedeflerine göre ve hasat dönemini tam koruma altına alacak şekilde ayarlanmalıdır.
  • Dahilde İşleme Rejimi (DİR) ve Sanayi Koruması: TMO, ham yağ ithalatı yerine yağlı tohum ithalatına öncelik vererek yerli kırma tesislerinin katma değer üretmesini sağlamalıdır. Tohum bulunamayan durumlarda ise sadece işleme yapan tesislere ham yağ izni verilerek aracıların manipülasyonu engellenmelidir.
  • Sözleşmeli Üretim ve Finansman: Tekirdağ’da 2026 yılında uygulanacağı ilan edilen sözleşmeli üretim modeli 2027’de ülke geneline yayılmalıdır. TMO üzerinden çiftçiden alım yapan birliklere finansman desteği sağlanarak hem çiftçiye devlet güvencesi verilmeli hem de sanayicinin yerli hammaddeye erişimi kolaylaştırılmalıdır.

Uygulanacak bu politikalar, sadece 2026 yılını kurtarmakla kalmayacak, aynı zamanda 2027 ve sonrası için gıda arz güvenliğimizi teminat altına alacaktır. Ayçiçeği üreticisi üretim yıllarında ayçiçeği ekilişini üretim planına dahil ederek farklı ürün arayışlarına girmeyecektir.

2027 Vizyonu ve Acil Eylem Çağrısı

Türkiye ayçiçeği sektöründe alarm zilleri çalmaktadır. Küresel arzın tavan yaptığı ve rakiplerin pazarımızı zorladığı bu konjonktürde, hızlı karar alma mekanizmaları hayata geçirilmelidir.

Üretim zincirinin kırılmaması için şu adımları acil atmalıyız:

  • ÇKS verileri ile saha gerçekleri arasındaki tutarsızlık ve yanlış beyanlar yerinde kontrollerle sonlandırılmalıdır.
  • Sözleşmeli üretim modeli, 2027 vizyonunun merkezine yerleştirilmelidir. Mutlaka uygulamaya geçilmelidir.
  • Dış ticaret politikası tamamen yerli üreticiyi ve kırma tesislerini koruma odaklı revize edilmelidir.

Gıda bugünün dünyasında en az savunma sanayii kadar güçlü bir silahtır. Mustafa Kemal Atatürk’ün veciz ifadesiyle: “Toprak o kadar cömert ki, dökülen her damla alın terinin karşılığını verir.” Bu alın terinin karşılık bulması ve ekonomik egemenliğimizin korunması için milli üretim seferberliği bir tercih değil, zorunluluktur.

#topragınadamı

Celil Çalış

1973 Yılında Konya/Kadınhanı ilçesinde doğan Celil ÇALIŞ, 33 yıl Tarım Orman Bakanlığında hizmet ettikten sonra Devlet Su İşleri 4. Bölge Müdürlüğünden Ziraat Yüksek Mühendisi olarak emekli oldu. Türkiye’nin üreten gücü Konya Şeker Zirai Üretim Koordinasyon Müdürü olarak görev yapmaktadır. 24 Haziran 2018, 14 Mayıs 2023 seçimlerinde Milliyetçi Hareket Partisi tarafından Konya 3. sıra Milletvekili adayı gösterildi. Ulusal, Yerel gazete ve dergilerde tarım yazarlığı yapmakta olup iki yüzün üzerinde yazı ve makalesi bulunmaktadır. Konya Kadınhanı Örnek köyde aktif çiftçilik yapmaktadır.

Previous Post

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir