Celil Çalış – Toprağın Adamı

Tarladan Sofraya Uzanan Zincir: Gıda (Arz) Güvenliği

Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Örgütü 16 Ekim gününü “Dünya Gıda Günü” olarak kutlamakta. Gıdamızın geleceği üzerine düşünmek için bir fırsat diyerek bilimine ve adamlığına güvenip saygı duyduğumuz Selçuk Üniversitesi Gıda Mühendisliğinden değerli büyüğüm Prof. Dr. Mustafa KARAKAYA hocamı arayarak gıda gününün öneminin sohbetini yaptıktan sonra gıda güvenliğinden önce mesleğimizin gereği olan Gıda Arz Güvenliği dediğimizde ne anlıyoruz? Sorusuna açıklık getirmeye çalıştık.

 Gıda arz güvenliğini ya açlıkla veya dengesiz beslenmeyle, obezite ile mücadele eden insan sayısıyla ölçebiliyoruz. Esasen gıda güvencesinden kastettiğimiz, tüm insanların dünyada üretilen her türlü gıdaya yeterli ölçüde erişiminin olmasıdır. FAO verilerine göre; 850 milyonun üzerindeki bir nüfus günümüzde hala yeterince gıdaya ulaşamıyor. Açlıkla mücadele eden, yetersiz beslenen bir nüfus var. Buna karşılık 1,5 milyar insan dengesiz beslenme sonucu oluşan ve birçok hastalığın davetiyesini oluşturan obezite, giderek dünyada bulaşıcı hastalıklar kadar tehdidini arttırarak devam etmekte.
Dünyada gıda arz güvenliği ve gıda güvenliğini tehdit eden savaşlarla birlikte alınan önlemler ve yapılan müdahalelerle değişim ve dönüşümü uzun zaman alan bazı durumlarda, müdahale edilmesi imkansız olan “İklim Değişikliğide” ana başlık olarak öne çıkıyor. Bunun yanında küresel ölçekteki tehditler daha önceki yılları aratırcasına çoğalarak gıda arz güvenliğini çıkmaza sürüklemektedir. Bu tehditlerin başında özellikle uluslararası göç, çatışmalar, ekonomik krizlerle birlikte küresel sermayelerce yaratılan krizlerde önemli rol oynamaktadır.

Tüm bunlar dünyadaki aç ve doyumsuz insan sayısını artırıyor. Dünyada 850 milyon olan açlık çeken insan sayısı, beslenemeyecek bir nüfus değildir. Günümüz dünyasında herkese yetecek kadar gıda maddelerinin üretimi mevcuttur. Üstelik ürettiğimiz gıdanın üçte birini, yani 1,5 milyar ton gıdayı yeterince değerlendiremeyip maalesef ısraf ediyoruz. Esasen dünya genelinde meydana gelen kayıp ve israfın sadece dörtte biriyle 850 milyon insanı çok rahat besleyebiliriz. Kaldı ki doyumsuz ve dengesiz beslenme ile 3-5 kişinin yediği gıdayla doymayan insanlarımızın önce gözünü, sonra gönlünü ve karnının doyurduğumuzda israf kadar daha tasarruf sağlanabilecektir. İsraf edilen gıdaların üretimi için kullanılan enerji, doğal kaynak, su, elektrik ve insan gücü kullanımıyla üretilen gıda, yetersiz teknoloji, verimli ve etkin lojistik yönetimi eksikliği, insan kaynağı veya bilgi yetersizliği yüzünden bir sene içinde kaybediliyor veya çöpe gidiyor. Maalesef bu durum göz ardı edilip, pek de önemsenmiyor. Gıda güvenliğini ve gıda arz güvenliğini tüm bu ayrıntıları göz önünde bulundurarak değerlendirmemiz çok daha doğru bir yaklaşım olacaktır.

2050 yılında dünya nüfusunun yaklaşık dokuz milyara çıkması bekleniyor. Tarımsal üretimin, bu dünya nüfusunu beslemek için değişen beslenme alışkanlıklarıyla birlikte bu günün iki katına çıkartılması gerekiyor. Tarım arazileri amaç dışı kullanıma kurban edilirken, dünya gıda tedarikinde etkin olan Rusya, Ukrayna savaşı ve dünya tarım alanlarının çoğunluğunu teşkil eden Afrika ve Asya’da karışıklıklar devam ederken elimizdeki doğal kaynaklarla iki kat üretim artışına gidebilir miyiz? Yani gıda güvenliğinden daha çok “Gıda Arz Güvenliği” sorunumuzu çözebilir miyiz? Sorusunun cevabı üzerinde daha çok durmamız gerektiği kanısındayım. Tarım yapılan topraklarda Erozyon, sıkışma, tuzlaşma, topraktaki organik ve besleyici maddelerin azalması, asitleşme, kirlilik ve betonlaşma gibi toprak verimini düşüren faktörlere karşı önlemler alınması şart. 2050’de gelişmiş ülkelerde kişi başına düşen ekilebilir verimli arazinin 4,0 dekara, gelişmekte olan ülkelerde ise 1,39 dekara düşeceği ve bu rakamların, 1960’da kişi başına düşen verimli toprak miktarının dörtte biri olacağı uyarısında bulunulması, 2000’li yıllardan bu yana bilim insanlarınca yapılıyor. Son yıllarda iklim değişikliği, küresel ısınma, mevsim kayması ile oluşan istenmeyen doğa olayları ile çok geniş tarım alanlarında yaşanan doğal felaketler yarının, dünden ve bugünden zor geçeceğinin habercisi.

Ülkemiz, tüm dünyada tarımsal üretimde kendi kendine yetebilen 7 ülkeden biri olma konumundan hızla uzaklaşmakta. Bunda etken tarım arazilerimizin amaç dışı kullanımının eldeki kanunlara rağmen önüne geçilememesidir. Büyük ve küçükbaş hayvan varlığımızın giderek azalması, tarımda küçük aile işletmeciliğinin giderek azalması ve tarım yapan insanımızın bile kendi çocuklarına tarım dışı meslek ve iş arayışı telaşına düşmesi ile tarımda nüfusun giderek yaşlanarak 54 yaş ortalamasına kadar yükselmesi gelecek adına kaygılarımızı ciddi bir şekilde arttırmaktadır.

28 Ağustos 2024 tarihinde yayınlanan ‘8859 Sayılı Bitkisel Üretimde Yeni Destekleme Modeli ve Üretim Planlaması konusundaki Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi kamuoyu ve üreticilerimiz tarafından destekleme üzerinden değerlendirilmiştir. Ancak üretim planlamasının öne çıkartılarak ülkemizin ihtiyaç duyduğu tüm bitkisel üretim kaynakları ve hayvanlarımız için gerekli olan kaliteli kaba yem ve yem kaynağı ürünler için öne çıkartılarak planlama ihtiyaca göre yapılmalıdır. Gıda arz güvenliğini sağlayabilmek için, üretim planlaması, doğru planlama, etkin denetim ve yeterli desteklemelerin yapılması en önemli görevlerimiz arasında yer almaktadır.  

Yeterli, dengeli ve sağlıklı beslenmenin en önemli kuralı, yaşam boyunca sağlıklı ve güvenli gıdaların tüketilmesidir. Güvenli gıda; aslında sağlıklı ve hijyenik gıda anlamına gelir. Güvenli/sağlıklı gıda; besleyici değerini kaybetmemiş, fiziksel, kimyasal ve mikrobiyolojik açıdan tehlike arz etmeyen, temiz, bozuk olmayan gıda maddesi demektir. “Sofralarımıza bir gıdanın sağlıklı ve güvenilir olarak ulaşması için öncelikle bitki sağlığını, hayvan sağlığını ve yem güvenilirliğini sağlamamız gerekiyor. Sağlıklı bitki ve hayvan, sağlıklı gıdanın temel şartıdır.” 

İnsanın en temel ve ötelenemeyen ihtiyacı olan sağlıklı beslenmenin sağlanabilmesi için tarımsal üretim ve gıdalar stratejik önem taşımaktadır. Gıda arzının yeterli düzeyde sağlanabilmesi, güvenli gıdalar üretilmesi, üretilen gıdanın eşit bir şekilde paylaşılabilmesi gibi birçok faktör doğrudan gıda arz güvencesi ve güvenliği ile ilgilidir. Gıda güvenliği; tarladan, bahçeden, ağıldan, ahırdan, kümesten sofraya uzanan bir zincirin tüm halkalarının temiz, sağlıklı ve hijyen kurallarına uygun bir şekilde yapılan üretimle sağlanabilir. Zincirin ilk halkasında, hammadde teminini sağlayan birincil üreticiler yani; bitki ve hayvan üreticileri bulunmaktadır. İlk kademeden çıkan ürünler gıda sanayisine gelir ve burada işlenip ambalajlanarak tüketime hazır hale getirilir. Sanayiciden dağıtıcıya, dağıtıcıdan satıcıya derken mamul (işlenmiş) gıdamız nihayetinde son halkaya yani tüketiciye ulaşır. Zayıf bir halka, zincirin kopmasına sebep olacağından, gıda güvenliği ancak tüm halkaların ortak katılımı ve sağlıklı işleyişiyle mümkündür. Burada en önemli husus tüketicilerin bu zincirin bir parçası olduğunun bilincinde olmasıdır. Üretimde sürdürülebilirliğin, tüketimde güvenli gıdaya erişimin sağlanabilmesi için, tekrar etmemiz gerekirse; Tüketiciyi Korumanın Yolu, Üreticiyi Korumaktan Geçer.

 ÇİFTLİKTEN SOFRAYA GIDA GÜVENLİĞİ 5996 Sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu ile yönetilmektedir. Gıda ve yem güvenilirliğini, halk sağlığı, bitki ve hayvan sağlığı ile hayvan ıslahı ve refahını, tüketici menfaatleri ile çevrenin korunması da dikkate alınarak korumak ve sağlamak amaçlanmıştır.

Gıda Güvenliği Nedir? Gıdalarda oluşabilecek fiziksel, kimyasal, biyolojik ve her türlü zararların/tehlikelerin bertaraf edilmesi için alınan tedbirler bütünüdür. İnsan sağlığı için tehlike oluşturan ve tüketime uygun olmayan gıda, güvenilir olmayan gıda olarak kabul edilir.

Çiftlikten Sofraya Güvenli Gıda Nedir? Birincil üretim aşamasından başlayarak tüketiciye (sofraya) ulaşıncaya kadar geçen sürede insan sağlığı için hiçbir tehlike oluşturmayan ve tüketime uygun olan gıdadır.

5996 Sayılı Kanuna göre;  

  1. Üretim aşamasında dikkat edilmesi gereken hususlar,
  2. Gıda üretimi yapan işyerlerinin dikkat etmesi gereken hususlar,
  3. Depolama ve dağıtımda dikkat edilmesi gereken hususlar,
  4. Gıda satış yerlerinin dikkat etmesi gereken hususlar,
  5.  Tüketicilerin dikkat etmesi gereken hususlar başlığıyla kontrol ve denetim hizmetleri yürütülmektedir.

Gıda arz güvenliği, gıda güvencesi ve gıda güvenliği;  krizlerin ve savaşların gölgesinde tüm dünyanın gündemindeki yerini korumaya devam etmektedir. Gıda güvenliği, gıda alanında söz sahibi değerlerimizce ele alınacaktır. Gıda arz güvenliğini sağlamadan, gıda güvenliğini sağlayamayacağımızı tekrar etmek gerekiyor ve yazımızı İklim krizi gölgesinde üretimde sürdürülebilirliği sağlayabilmek için doğaya saygılı ülke ve dünya gerçeklerini göz önüne alarak planlama ve destekleme yapılması ana fikrine çekmek istiyorum.  

Gıda Arz Güvenliği ve Gıda Güvenliği kavramlarının; Tarım Orman Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı çalışmalarının da ötesine geçerek, toplum hayatında temel bilinci oluşturmak amaçlamalıdır. Daha önce toprak, su, çevre içinde söylediğimiz gibi,  Milli Eğitim Bakanlığının ilköğretim müfredatından itibaren temel dersler şeklinde okutularak gelecek nesilleri bilinçlendirmemiz gereken önemli bir konu olduğu kanısındayım.

#topragınadamı

Celil Çalış

1973 Yılında Konya/Kadınhanı ilçesinde doğan Celil ÇALIŞ, Konya Çumra Ziraat Meslek Lisesinden 1992 yılında mezun olduktan sonra Tarım ve Köy işleri Bakanlığı Erzurum / Çat İlçe Müdürlüğünde Ziraat Teknisyeni olarak göreve başladı. Sırasıyla Antalya / Elmalı, Antalya /Alanya ve Konya İl Tarım Müdürlüklerinde değişik kademelerde görev yaptı.

Previous Post
Next Post

Comments

Harun Maral

Çok mühim konulara temas ediyorsunuz.
Tebrik ederim
Ülkemiz ve milletimizin geleceği ile ilgili hassas konularda kaygı taşıyan ve ileriye dönük perspektif oluşturanlara selam olsun

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir